Agorafobiden Nasıl Kurtulurum? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
İstanbul’da bir sabah, Kadıköy’den Taksim’e giden metrobüste tıkış tıkış bir yolculuk yaparken, bir yandan da gözlemlerimden çıkardığım düşünceler aklımı kurcalıyor. Sonra, bu kadar insanın arasında yaşadığım o küçük anlık huzursuzluk hissini fark ediyorum. Gerçekten de toplumsal yaşam, her birimizin farklı hikayelerini taşıyan bir yansıma. Agorafobi, yani açık alanda ve kalabalık ortamlarda duyulan korku, kimisi için büyük bir engel olurken, kimisi içinse daha günlük bir mücadele halini alabiliyor. Peki, agorafobiden nasıl kurtulurum? Bu soruyu sadece bireysel bir perspektiften değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından nasıl değerlendirebiliriz?
Toplumsal Cinsiyet ve Agorafobi: Farklı Mücadeleler
Toplumda kadınların daha fazla güvensizlik, korku ve kaygı yaşadığını söylemek, genelde kabul gören bir gerçek. Kadınlar, sokakta, geceleyin veya kalabalık yerlerde daha fazla tehdit altında hissettiklerinden, agorafobi gibi durumlarla baş etme şekilleri de farklı oluyor. Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, toplumsal cinsiyetin bireylerin duygusal ve psikolojik hallerini nasıl şekillendirdiğini gözlemleme fırsatım oldu. Kadınların, özellikle yalnız seyahat ederken veya işyerinde daha fazla stres yaşadıklarını sıkça duyuyorum. Hatta bu konuda yapılan araştırmalara göre, kadınlar, kamusal alanda daha fazla kaygı yaşıyorlar, çünkü dünyayı gezmek ya da yalnız başına bir mekânda vakit geçirmek onlar için daha tehlikeli hissedilebiliyor.
Mesela, geçtiğimiz hafta bir kadın arkadaşım bana şöyle demişti: “Bir kafenin terasında yalnız oturmak bile, sanki gözler üzerimdeymiş gibi hissettiriyor.” Bu durum, onun kişisel korkusuyla ilgili olduğu kadar, toplumun kadınları nasıl algıladığını ve onlara nasıl bir güvenlik kaygısı dayattığını da gösteriyor. Kadınlar, sosyal yaşamda kendilerini güvende hissetmediklerinde, agorafobi gibi durumlarla baş etmek de daha zor hale geliyor.
Çeşitlilik ve Toplumda Agorafobi
İstanbul’da farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanlar bir arada yaşıyor. Her birinin yaşadığı toplumsal baskılar ve hayat deneyimleri de agorafobinin şekillenmesinde etkili oluyor. Özellikle göçmenler ve azınlık grupları için, şehirdeki kalabalıklar ve kaotik ortam daha da stresli olabiliyor. Bir arkadaşım, Mardin’den İstanbul’a göç ettikten sonra, toplu taşıma araçlarında aşırı kalabalık ortamlar yüzünden her zaman kaygı yaşadığını söylemişti. Agorafobi, sadece fiziksel bir rahatsızlık değil; toplumsal bağlamda, bir yerden başka bir yere ait hissetmeme, dışlanmışlık gibi daha derin duygusal yaraların da bir yansıması olabilir.
Toplumda çeşitlilik arttıkça, agorafobiyi tetikleyen faktörler de çeşitleniyor. Kimi insanlar, ekonomik ve sosyal statülerine göre daha fazla stres ve kaygı yaşarken, kimisi ise geçmiş travmalarından ötürü dış dünyayı korkutucu ve tehditkar olarak algılayabiliyor. Bu yüzden, agorafobiyle mücadelede farklı grupların karşılaştığı zorluklar da birbirinden farklı.
Sosyal Adalet ve Agorafobi: Hangi Destekler Var?
Sosyal adalet bağlamında, agorafobiden kurtulma mücadelesi, yalnızca bireysel bir çaba değil, aynı zamanda toplumun bu konuda nasıl destek sunduğuyla da ilgili. Türkiye’de, psikolojik sağlık desteğine ulaşım hâlâ birçok kişi için zorlu bir süreç. Ekonomik sınıf, toplumsal cinsiyet ve azınlık statüsündeki insanlar, çoğu zaman terapiye veya profesyonel desteğe ulaşmakta güçlük çekiyorlar. Bu da, agorafobiyle başa çıkmayı daha zor hale getiren bir faktör.
Sosyal adalet perspektifinden, her bireyin eşit erişim hakkına sahip olduğu bir psikolojik destek ağı kurulması gerektiği açık. Eğer insanlar, sadece kendi maddi imkânlarıyla değil, aynı zamanda toplumda her gruptan bireyin ihtiyacına yönelik bir destek alabilirse, agorafobiden kurtulma süreci de daha kolaylaşacaktır. Örneğin, sokakta yürürken bir toplu taşıma aracında rahatça seyahat edebilmek, mahallelerde güvenli alanlar oluşturulması, herkesin rahatça hareket edebilmesini sağlayacak bir toplumsal yapının oluşması, agorafobiyle mücadelede önemli bir adımdır.
Agorafobiden Kurtulma: Bireysel Çabalar ve Toplumsal Destek
Bir yandan kişisel mücadelelerimizi verirken, diğer yandan toplumsal desteğin gücünü unutmamalıyız. Kendi hayatımda da agorafobiyle yüzleştiğim zamanlar oldu. Bu konuda kendimle ilgili şunu fark ettim: Toplumsal baskılar, yalnızca yaşadığım çevreden değil, aynı zamanda kendime ve başkalarına nasıl bakmam gerektiğinden de kaynaklanıyor. Ancak, destek alabileceğimiz bir çevre oluşturmak, kaygıların hafiflemesine yardımcı olabilir. Kimi zaman, sadece bir arkadaşınızla birlikte yürüyüşe çıkmak bile, bu korkularla baş etmenin bir yolu olabilir.
Sonuçta, agorafobiye karşı koyabilmek, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi faktörlerin göz önünde bulundurulmasıyla daha kapsamlı bir çözüm süreci sunuyor. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde alacağımız adımlar, korkularımızın üstesinden gelmemize yardımcı olabilir. Bu süreç, sadece kendi sağlığımız için değil, toplumun her bireyinin de daha güvenli, rahat ve adil bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için önemlidir.