Milli Mücadelede Rusya Neden Türkleri Destekledi?
Bir zamanlar, Türkler ve Ruslar arasında keskin bir ayrım vardı. Ancak, 20. yüzyılın başında, özellikle de Kurtuluş Savaşı sırasında, bu iki halk birbirine beklenmedik bir şekilde destek oldu. Peki, neden? Rusya’nın, Türklerin bağımsızlık mücadelesine destek vermesinin ardında hangi stratejik ve ideolojik nedenler yatıyordu? Her şeyin ötesinde, bu desteğin Rusya için ne anlama geldiğini anlamak, bugünün dünya siyasi ilişkileriyle de ilginç paralellikler taşıyor.
Hadi gelin, bu tarihi dönemi birlikte keşfe çıkalım ve “Rusya neden Türkleri destekledi?” sorusunu tarihsel, politik ve stratejik açılardan inceleyelim.
Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu: Geçmişten Günümüze Bir Rekabet
Milli Mücadele dönemine gelmeden önce, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki ilişkiye kısa bir göz atmak faydalı olacaktır. Yüzyıllar boyu devam eden bu rekabet, iki devletin sınırları üzerinde sürekli bir gerilim yaratmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamasıyla birlikte, Rusya’nın Orta Asya’daki etkisi arttı ve Türk dünyasına olan ilgisi de büyüdü. 19. yüzyılın sonlarına doğru, özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve ardından gelen çatışmalar, Rusya’nın Osmanlı üzerindeki hegemonya arzusunun en açık göstergelerindendi.
Ancak, Rusya’nın bu coğrafyada daha fazla hakimiyet kurma amacı, onu Türk halklarıyla daha derinden ilişkilenmeye zorladı. Bu da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında Rusya’nın Türkleri desteklemesinin temel nedenlerinden biri oldu.
Kurtuluş Savaşı’nda Rusya’nın Stratejik Hesapları
Milli Mücadele döneminde Rusya’nın Türkleri desteklemesinin arkasında birçok stratejik neden vardı. İlk olarak, Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra, bu boşluğun doldurulmasını istemiyordu. Eğer Türkler bağımsızlıklarını kazanmasalardı, Orta Doğu ve Anadolu’da bir İngiliz ya da Fransız etkisi doğabilirdi. Bu, Rusya’nın güney sınırları için tehdit oluşturabilirdi. Dolayısıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra bu topraklarda bir Türk devletinin varlığını sürdürmesi, Rusya’nın çıkarlarına daha uygundu.
Bir diğer önemli nokta ise, Rusya’nın kendi içindeki Türklere yönelik tutumuydu. 1917’deki Bolşevik Devrimi, Rusya’da ciddi bir iç karışıklığa yol açtı ve Sovyetler Birliği’nin kurulma süreci, Rusya’nın Türk dünyasına bakış açısını değiştirdi. Sovyetler Birliği, Türk milliyetçiliğini desteklemeyi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini alacak bir Türk devleti kurmayı, bolşevik devriminin ideolojik yayılmasına katkı sağlamak olarak görüyordu. Bu yüzden Rusya, Türklerin bağımsızlık mücadelesine tam anlamıyla destek vermişti.
İdeolojik Bir Bağlantı: Bolşevik Devrimi ve Türk Milliyetçiliği
Rusya’nın Türkleri desteklemesinin bir diğer önemli nedeni ise ideolojikti. 1917 Bolşevik Devrimi ile birlikte, Rusya’nın yöneticileri sosyalizm ve proletarya devrimi fikrini benimsemişti. Bolşevikler, sadece Rus halkının değil, tüm dünya işçilerinin devrimini savunuyordu. Bu ideolojik duruş, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan Osmanlı topraklarındaki halkların da özgürlüklerini kazanmasını gerektiriyordu. Türkiye’nin Milli Mücadele’deki bağımsızlık arzusu, Bolşevikler için aynı zamanda bir devrimci mücadelenin parçasıydı.
Bolşeviklerin Türk milliyetçiliğine verdiği destek, iki halkın benzer bir yolda yürüdüğünü düşündürüyordu. Sovyetler, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra, Türklerin kendi topraklarında bağımsızlık kazanmasını, Sovyet devrimlerinin Orta Asya’ya da yayılacak bir işareti olarak görüyordu. Yani, sadece stratejik değil, aynı zamanda ideolojik bir dayanışma da söz konusuydu.
Pratik Destek: Silah, Eğitim ve Siyasi Desteğin Arka Planı
Rusya’nın Türkleri desteklemesi sadece ideolojik bir yön taşıyordu. Aynı zamanda pratik bir destek de sağlanıyordu. Sovyetler, Türk kuvvetlerine silah, mühimmat ve eğitim konusunda yardım etmişti. Bu yardımlar, özellikle 1920’lerin başlarında Kurtuluş Savaşı’nın kritik dönemlerinde Türk kuvvetlerinin başarılı olmasında önemli bir rol oynamıştır. Rusya’nın verdiği bu desteğin, askeri ve lojistik açıdan büyük etkileri oldu.
Öte yandan, Sovyetler Birliği’nin, Türk kurtuluş hareketine verdiği siyasi destek, Batı’dan bağımsız bir Türk devleti kurulmasını savunarak Türkiye’nin yalnızca bir devlet olarak değil, tüm Türk halklarının özgürlüğü için bir sembol haline gelmesine olanak sağladı.
Rusya’nın Türkleri Destekleme Kararının Günümüzdeki Yansımaları
Bugün, Sovyetlerin Türkiye Cumhuriyeti’ne verdiği desteğin yankıları hala sürüyor. Türkiye ile Rusya arasında zaman zaman gerginlikler yaşansa da, bu tarihsel destek bir şekilde iki ülkenin ilişkilerine şekil vermiştir. Ayrıca, Sovyetlerin bu stratejik desteği, Türk dış politikasında Sovyetler Birliği’nin etkisinin arttığı bir dönemi işaret eder. 1920’lerin sonlarından itibaren, Sovyet Rusya ile yapılan anlaşmalar, Türk dış politikasını şekillendirirken, aynı zamanda Türk milliyetçiliğini beslemiştir.
Bugün, Rusya’nın Türk dış politikasındaki konumu hala önemli bir faktör. Türkiye’nin, Orta Asya’daki Türk devletleriyle kurduğu ilişkilerde Sovyet etkisinin izleri görmek mümkün. Ayrıca, enerji politikalarında, askeri işbirliklerinde ve bölgesel stratejilerde de Sovyet dönemi stratejilerinin etkisi sürüyor.
Sonuç: Geçmişin İdeolojik ve Stratejik Desteği
Sonuç olarak, Rusya’nın Türklerin Milli Mücadele’ye verdiği destek, sadece bir dış politika hamlesi değil, aynı zamanda ideolojik ve stratejik bir tercih olarak görülmelidir. Türklerin bağımsızlık mücadelesi, Sovyetler Birliği için hem bir devrimci dayanışma anlamına gelmiş, hem de Orta Doğu ve Orta Asya’daki stratejik çıkarları açısından bir zorunluluk oluşturmuştur. Bugün bu tarihi destek, Türk-Rus ilişkilerinin temel taşlarını oluşturuyor.
Peki sizce, günümüz dünya politikasında, ülkeler arasındaki ideolojik ve stratejik desteklerin birbirine nasıl yansıdığına dair ne tür benzerlikler var? Bugünün dünya düzeninde, geçmişteki bu tür ittifaklar, hala belirleyici faktörler olabilir mi?